21 Nisan 2008 Pazartesi

Uluslararası Yarışma'da Altın Lale Ödülü, Semih Kaplanoğlu'nun Yumurta filmine verildi!

(20 Nisan 2008) AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ödülleri 19 Nisan Cumartesi gecesi Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Kapanış Galası ve Ödül Töreni’nde sahiplerini buldu.

27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Kapanış Galası’nda, çağdaş Rus sinemasının en önemli yönetmenlerinden ve Tarkovski’nin tahtına aday gösterilen Alexander Sokurov’a Festival’in “Sinema Onur Ödülü” takdim edildi. Alexander Sokurov ödülünü İstanbul Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı’nın elinden aldı.

Uluslararası Yarışma’da Altın Lale Ödülü, Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta adlı filmine verildi. Uluslararası Altın Lale Yarışması Jüri Başkanı Michael Ballhaus’un açıkladığı ödülü filmin yönetmeni Semih Kaplanoğlu’na Fatma Girik takdim etti.

Uluslararası Yarışma’da Jüri Özel Ödülü’ne ise Alman yönetmen Dennis Gansel’in Tehlikeli Oyun adlı filmi layık görüldü. Filmin dağıtımıcısı Celluloid Dreams’den Pierre Menahem ödülü Dünyanın Bütün Sabahları filmiyle sinemaseverlerin yakından tanıdığı Fransız yönetmen Alain Corneau’nun elinden aldı.

“Kültür ve Turizm Bakanlığı Yılın En İyi Türk Filmi” ödülü Seyfi Teoman’ın Tatil Kitabı adlı filmine verildi. Filmin yönetmeni Seyfi Teoman ve yapımcısı Yamaç Okur ödülü aldı.
“Kültür ve Turizm Bakanlığı Yılın En İyi Türk Yönetmeni” ödülü ise Nokta filminin yönetmeni Derviş Zaim’e verildi. Yönetmen Derviş Zaim’e ödülünü Nurgül Yeşilçay takdim etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıca “Yılın En İyi Türk Filmi” ve “Yılın En İyi Türk Yönetmeni”ne 50.000’er YTL değerinde para ödülü de veriyor.

En İyi Kadın Oyuncu ödülü ise Gitmek filmindeki rolü ile Ayça Damgacı’ya verildi.

Bu yıl Ulusal Yarışma Jürisi’nin seçtiği En İyi Erkek Oyuncu, Ara filmindeki rolü ile Serhat Tutumluer oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu oyunculara ayrıca 10.000’er YTL para ödülü de veriyor.

Ulusal Yarışma’da Jüri Özel Ödülü’ne Ara adlı film layık görüldü. Filmin yönetmeni Ümit Ünal ödülünü, Ulusal Yarışma Jüri Üyesi Pınar Kür’ün elinden aldı.

Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği FIPRESCI Ödülleri ise; Belçikalı yönetmen Nic Balthazar’ın yönettiği Ben X adlı filme, Ulusal Yarışma’da Seyfi Teoman’ın Tatil Kitabı adlı filmine verildi.

“Sinemada İnsan Hakları” yarışmasındaki Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE) ise Çinli yönetmen Li Yang’ın Kör Dağ adlı filmine verildi. Yönetmen Li Yang, Avrupa Konseyi ve Eurimages işbirliğinde sunulan FACE ödül heykelciğinin ve 10.000 Euro’luk para ödülünün sahibi oldu.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın medya sponsorlarından Radikal Gazetesi tarafından verilen Halk Ödülü hem uluslararası hem de ulusal yarışmada izleyicilerin oylarıyla saptanan filmlere verildi. Radikal Gazetesi Kültür Sanat Editörü Cem Erciyes’in açıkladığı Halk Ödülü’nü Uluslararası Yarışma’da Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta; Ulusal Yarışma’da Çağan Irmak’ın Ulak adlı filmleri kazandılar.

Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Köprüde Buluşmalar” seminerleri kapsamında ilk kez Uzun Metrajlı Film Projesi Geliştirme Atölyesi düzenlendi ve Belma Baş’ın Zefir adlı projesi seçildi.

http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10853

11. Uçan Süpürge - Kısa Film Öyküsü Yarışması

11. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Beden konulu Kısa Film Öyküsü Yarışması...

(21 Nisan 2008) 113 eserin katıldığı yarışmada, Gülden Treske, Mutlu Binark ve Selen Doğan’dan oluşan jürinin değerlendirmesi sonucunda, 10 öykünün yazarı, festival tarihlerinde Ankara’da Işıl Özgentürk yönetiminde yapılacak olan Senaryo Atölyesi’ne katılmaya hak kazandı.

Seçilecek bir senaryo, sponsor bulunduğu takdirde filme çekilerek bir sonraki yıl festivalde gösterilecek. Sponsor adayı firmalara duyurulur!

Kazanan öyküler arasında bir derecelendirme olmadığını hatırlatalım. Seçilen öyküler ve yazarları şöyle:
“Cariye İstiare” / Harun Savaş, İstanbul
“Bir Bedenin Anatomisi” / Burcu Büyükakkaş, İstanbul
“Balon Kız” / Alperen Yeşil, İzmir
“Bir Varmış, Bir Yokmuş” / Hakkı İnanç, İstanbul
“Pasif Direniş” / Rahme Çiftçioğlu, York-İngiltere
“Göz Değmemiş Beden” / Ümit Çalışıcı, Gaziantep
Hayalperest / “Umuda Yolculuk” / Berrin Peközsoy Eroğlu, İstanbul
Magicofwings / “Cansız Manken” / Merve Özdemir, İzmir
Okyanus / “Şişme Kadın” / Demet Saka, İzmir
Armina / “Teşhir mi?” / Dilşah Özdinç, Ankara

http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10854

18 Nisan 2008 Cuma

SİNEMA TARİHİNİN EN İYİ 100 FİLM MÜZİĞİ

1. Yıldız Savaşları: İmparator (1980)
2. Neşeli Günler / Richard Rogders, Oscar Hammerstein (1965)
3. The Harder They Come / Karışık (1972)
4. Kadın İstese de / Marvin Gaye (1972)
5. Diva / Vladimir Cosma (1981)
6. That Summer! / Karışık, Arista (1979)
7. Yolun Sonu 2: Ödeşme / James Brown (1974)
8. Help! / The Beatles (1965)
9. Tommy / The Who (1975)
10. The Big Chill / Karışık, (1983)
11. Batı Yakasının Hikâyesi / Leonard Bernstein-Stepnen Sondheim (1961)
12. Büyük Ülke / Jerome Moros (1958)
13. Yüreğimin Sesi / Karışık (1996)
14. Kili Bill I / Various (2003)
15. Bir Zamanlar Batıda / Ennio Morricone (1968)
16. Baba II/ Nino Rota-Carmine Coppola (1974)
17. American Graffiti/ Karışık (1973)
18. Wild Style/ Karışık (1983)
19. Pat Garrett and Billy the Kid / Bob Dylan (1973)
20. Ucuz Roman / Karışık (1994)
21. One from the Heart / Tom Waits-CrystalGayle(1982)
22. Misyon / Ennio Morricone (1986)
23. Alfie / Sonny Rollins (1966)
24. Kartal Yuvası / Ron Goodwin (1968)
25. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi / Howard Shore (2001-2003)
26. Ressamın Kontratı / Michael Nynıan (1982)
27. Tiffany'de Kahvaltı /Henry Mancini-Johnny Mercer (1961)
28. Sırlar ve Yalanlar /Andrew Dickson (1996)
29. Withnail ve Ben / David Dundas (1987)
30. Hayalet Dünya / Karışık (2001)
31. Dr No / Monty Norman-John Barry(1962)
32. Altın Parmak/ John Barry (1964)
33. Geceyarısı Kovboyu / John Barry (1969)
34. Ateş Arabaları / Vangelis (1981)
35. Muhteşem Yedili / Elmer Bernstein (1960)
36. Gladyatör / Hans Zimmer -Lisa Bourke (2000)
37. E.T. / John Wüliams (1982)
38. Jaws / John Williams (1975)
39. Bıçak Sırtı / Vangelis (1982)
40. Trainspotting / Karışık (1996)
41. 13. Bölgeye Saldırı /John Carpenter (1976)
42. The Dambusters / Erk Coates (1954)
43. Ipcress Dosyası / John Barry(1966)
44. Rezervuar Köpekleri / Karışık(1992)
45. Merry Christmas, Mr Lawrence / David Sylvian- Ryuichi Sakamoto (1983)
46. Jean de Florette / Jean-Claude Petit and Guiseppe Verdi (1987)
47. Kanlı Toprak / Cari Orff (1973)
48. Karanlıkta Dans /Björk (2000)
49. Aşk Zamanı / Karışık (2000)
50. Underground / Goran Bregovic(1996)
51. Fanny ve Alexander/ Schumann (1972)
52. Sapık / Bernard Herrmann (1960)
53. Easy Rider / Various (1969)
54. Amadeus / Mozart (1985)
55. Kwai Köprüsü /Alford - Arnold (1957)
56. Topsy-Turvy / Karışık (2000)
57. Aşk Mevsimi /Simon and Garfunkel (1968)
58. Dogville / Karışık (2004)
59. A Hard Day's Night / The Beatles (1964)
60. İyi, Kötü ve Çirkin / Ennio Morricone (1966)
61. October / Shostakovich (1928)
62. Koyaanisqatsi / Philip Glass (1983)
63. Orman Çocuğu / Richard M Sherman - Robert B Sherman (1967)
64. Mavi Kadife / Angleo Badalamenti (1986)
65. Suçlar ve Kabahatler / Schubert (1989)
66. Manhattan /George Gershwin (1979)
67. Otomatik Portakal /Karışık (1971)
68. Beden Şarkısı/ Jonny Greenwood (2003)
69. Benimle Kal / Karışık (1987)
70. Superfly / Curtis Mayfleld (1973)
71. Rüzgar Gibi Geçti / Max Steiner (1940)
72. Lanetli Adam / Paul Giovanni (1973)
73. My Fair Lady / Frederick Loewe (1964)
74. South Park: Bigger, Longer & Uncut / Matt Stone-Trey Parker
75. Oz Büyücüsü / Hyman Arluk-Yip Harburg(1939)
76. Purple Rain / Prince (1984)
77. Ölü Başkanlar / Karışık (1999)
78. Bir Oh Desem / Karışık (l996)
79. İyi Dostlar / Karışık (1990)
80. Taksi Şoförü / Bernard Herrmann (1976)
81. Paris, Texas /Ry Cooder (1982)
82. Juno / Karışık(2007)
83. Oliver! / Lionel Bart (1968)
84. Kıyamet / Karışık (1979)
85. Buena Vista Social Club / Karışık (1999)
86. Shadows / Charlie Mingus (1959)
87. Bazıları Sıcak Sever / Marilyn Monroe (1959)
88. Suda Yaşam / Seu Jorge (2004)
89. Mirror/Bach (1975)
90. Kahraman şerif/ Dimitri Tiomkin (1952)
91. Bir Uzak Düşman / Karışık (1968)
92. The Rocky Horror Picture Show / Richard O'Brien (1975)
93. Grease / Jim Jacobs- Warren Casey (1978)
94. Nerdesin Be Birader? / Karışık (2000)
95. Cherbourg Şemsiyeleri / Michel Legrand (1964)
96. Singin' in the Rain / Nacio Herb Brown(1952)
97. Kabare/ John Kander - Fred Ebb(1972)
98. Arabistanlı Lawrence / Maurice Jarre (1962)
99. Fargo / Carter Bunvell (1996)
100. Fantasia/ Karışık (1940)

Kaynak: 40ikindi.com

17 Nisan 2008 Perşembe

2007 Yılına Ait En İyi Filmleri

Geçenlerde görmüştüm yabancı bir sitede ve ekleyim dedim bende.
Bilmeyenler için bilgi olsun.
Bu arada bu 2007'nin En İyi Fİlm olayını Empire Dergisi seçmiş.


The Bourne Ultimatum

The Lives of Others

Atonement

Ratatouille

The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford

Zodiac

Superbad

Hot Fuzz

Knocked up


Half Nelson

There Will Be Blood

The Darjeeling Limited

The Diving Bell and the Butterfly

I'm Not There

Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street

No Country for Old Men

Private Fears in Public Spaces

+

Hot Fuzzy baya geyik ve eğlenceli idi.
Aynı şekilde Ratatouille animeside süperdi..

Beyazperde ve Hayvanlar Alemi

Kimi zaman doğal dengesi ile herkesi kendisine hayran bırakan bir rüya mekanı, kimi zamansa vahşi içgüdülerin hüküm sürdüğü bir kaos ortamı… Farklı film türlerinde nasıl temsil edilirse edilsin hayvanlar aleminin hala daha beyazperdenin önde gelen ilham kaynaklarından biri olduğu inkar edilemez bir gerçek. O zaman gelin, bizler de geçtiğimiz haftalarda gösterime giren “Arkadaşım Tilki” ve bu hafta vizyon salonlarında izleyeceğimiz belgesel film “Aşıklar”dan ilham alarak hayvanlar aleminin farklı film türlerinde hangi çehrelere büründüğüne ve günümüz belgesellerinin hayvanlar alemine bakışına kısaca bir göz atalım.

Belgesel Türünde Hayvanlar Alemi
Birçok farklı konuda dokümanter imaj toplayan ve bu imajları sinemasal bir anlatının içine yerleştiren belgesel türünün, Lumiere Kardeşler’in bir trenin gelişini ve fabrikadan çıkan işçileri kaydettikleri ilk sinema filmleriyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Hayvanlar aleminin belgesel türüne girişininse yirminci yüzyılın başlarında uzak ülkeler ve farklı kültürler hakkında bilgi veren seyahat filmleriyle gerçekleştiğini varsaymak mümkün. Ancak şüphesiz, sinema tarihinin ilk yıllarında çekilen belgesel filmlerin çoğunun “Berlin, Symphony of a City” ve “Man with the Movie Camera” gibi doğal yaşamdan çok yeni yeni oturmaya başlayan şehir hayatı ile ilgilendiğini de itiraf etmek gerek. Bu nedenle hayvanlar alemini odak noktası haline getiren çoğu profesyonel doğa belgeselinin ilerleyen yıllarda İngiliz televizyon kanalı BBC’nin önderliğinde çekildiğini söyleyebiliriz. “Çayırın Sakinleri,” “Kuşlar Kanatlı Uygarlık,” “Beyaz Gezegen” ve “İmparatorun Yolculuğu” gibi son on yılın popüler belgesel filmlerinin temelinde de doğanın en ‘doğal’ haliyle gözler önüne serildiği bu BBC belgeselleri var belki de.

Diğer yandan son yıllarda vizyon salonlarında rastladığımız bu belgesellerle klasik doğa belgeselleri arasında belirgin de bir fark var aslında. Örneğin; klasik doğa belgeselleri doğaya müdahale etmeden, sadece uzaktan gözlemleyen bir ‘dış göz’ kimliği üstlenirken, günümüzde çekilen doğa belgeselleri gözlemlenen imajı neredeyse kurmaca bir hikayenin içine yerleştirmeyi tercih ediyorlar. Belgesel türünün tarafsız bir bakış açısına sahip olup olamayacağının tartışıldığı bugünlerde, doğa belgeselleri de tarafsızlıklarını bir kenara bırakıp, doğal hayatı tüm saflığıyla ortaya koymak yerine hayvanlara birer film karakteri olarak yaklaşmaktan yanalar belki de. Nitekim bu yaklaşım günümüz belgesel kültürünün insan-hayvan dostluğuna odaklanan bambaşka bir sinema geleneği tarafından doğrudan etkilendiğinin de açık bir göstergesi.

Uygar Dünyanın Uygar Hayvanları
Edebiyat tarihinde fabl'larla başlayan hayvanlara insan özellikleri atfetme geleneğinin sinemaya Disney animasyonlarıyla yayıldığını öne sürebiliriz. “Uçan Fil Dumbo,” “Bambi,” “Mickey Mouse” ve diğer Disney karakterleri o dönemlerde insan uygarlığıyla hayvanlar alemi arasındaki sınırı görünmez kılarken bir yandan da hayvanları birer film yıldızına dönüştüren sinema geleneğinin temellerini atıyorlardı belki de. 1940’lı yıllarda beyazperdeye yansıyan, ardından da kült bir televizyon dizisi karakterine dönüşen kahraman köpek Lassie, bu geleneğin en popüler örneklerinden biriydi.
Sonraki yıllarda sinemaseverlerin kalbini fetheden “Flipper,” “Black Beauty,” “101 Dalmaçyalı,” “Özgür Willy,” “Dr. Dolittle” ve “Beethoven” gibi filmlerin en can alıcı noktaları da vahşi içgüdülerini dizginleyip, ‘insanlaşmış’ hayvanlara birer başrol oyuncusu kimliği kazandırmalarıydı. Polis-köpek dostluğuna odaklanan “K–9” ve “Turner & Hooch” gibi popüler yapımlarda ise James Belushi ve Tom Hanks ile beraber rol alan hayvanların en az karşılarındaki profesyonel aktörler kadar iyi rol kesebilmeleri bu filmleri unutulmaz yapıyordu. Bütün bu çabalar sonucunda günümüze gelindiğinde hayvanlar bakışları ve beden dilleriyle kendilerine ait öyküler yazabilen birer başkaraktere dönüştüler.

Uygarlığı Tehdit Eden Hayvanlar
Diğer yandan sizin de bildiğiniz gibi hayvan karakterlerin başrole soyundukları filmler sadece ailelere yönelik komedi, macera ve dram türleriyle sınırlı değil. Korku ve bilimkurgu sinemasının sık sık uygarlığı tehdit eden canavarımsı varlıklar olarak tasvir ettiği hayvanlar, bu tür yapımlarda aile filmlerindeki dostane imajlarından sıyrılıp, yeryüzüne kargaşa ve yıkım getiren birer kötü karaktere dönüşüyorlar. Örümceklerden arılara, piranalardan yarasalara hemen hemen tüm hayvan türlerini birer tehdit unsuru olarak gösteren bu tür filmler, hayvanların sinema dünyasındaki şeytani imajlarını güçlendirmeye yardımcı oluyorlar.
İnsanların içlerindeki sahipsiz güdülere kulak vererek hayvana dönüşmeleri; hayvan türlerinin medeniyete başkaldırıp, şehirleri istila etmeleri ya da hayvana benzeyen uzaylı yaratıkların dünyaya dehşet saçmaları gibi temalarla korku ve bilimkurgu sinemasına konu edilen hayvanlar hep ‘öteki’ konumuna yerleştiriliyorlar. Sinema tarihinde King Kong’un ve Alfred Hitchock’un unutulmaz klasiği “Kuşlar”ın başını çektiği bu tehditkar ötekilerin, aynı zamanda en az iyi kalpli türdeşleri kadar meşhur birer film yıldızı oldukları da aşikar. Steven Spielberg’in efsanevi filmi “Jaws”ın yıldızının hala daha Amerika’daki Universal Stüdyoları’nda ünlü bir film yıldızı gibi turistleri karşılaması bu şöhretin en belirgin kanıtı.
Vahşi Doğanın Film Yıldızları
Bugünün popüler doğa belgesellerinin de tıpkı diğer film türleri gibi hayvanları birer film yıldızına dönüştürme çabasına soyunduklarını söyleyebiliriz aslında. İzleyenlerin duygularına yön veren müzik kullanımları, yakın plan çekimleri ve montaj teknikleriyle kurgusal sinema dilinin tüm özelliklerini kullanan yeni dönem doğa belgeselleri artık hayvanların kişisel hikayelerine bir gözlemci ya da bilim adamı disipliniyle yaklaşmıyorlar. Hayvanlar aleminin doğal dengesini imrenilip, örnek alınması gereken bir huzur kaynağı olarak gösteren bu filmler aynı zamanda günümüzde hayli popüler olan ‘doğaya ve doğal olana geri dönüş’ akımının da birer temsilcisi haline geliyorlar.
Belli başlı mesajları iletmek için tarafsızlıklarını bir kenara bırakan belgeselciler, topladıkları ‘dokümanter imajları’ eğitici olmaktan öte duygusal, etkileyici ve şiirsel yapımlara imza atmak için kullanıyorlar belki de. Böylelikle doğanın zorlu şartlarında hayatta kalmaya ve içgüdülerinden aldıkları komutlarla geleneksel yaşayışlarını devam ettirmeye çalışan sahici hayvanları da kurmaca filmlere konu olan türdeşleri gibi sevilen, hayran olunan birer film yıldızına dönüştürüyorlar. Ali Ercivan’ın “Neşeli Dalgalar” kritiğinde de belirttiği gibi “İmparatorun Yolculuğu”nun ardından büyük şöhrete kavuşan penguenlerin sinema camiasının ilgi odağı haline gelmeleri, günümüz doğa belgesellerinin hayvanlar aleminden film yıldızları ürettiğinin en güzel örneği olsa gerek.

Cemal Şan'dan Aşk Üçlemesi

Zeynep’in Sekiz Günü’nden sonra üçlemenin diğer filmlerinin çekimleri başlıyor...

(15 Nisan 2008) Yönetmen Cemal Şan’ın tamamen kendi olanaklarıyla çektiği Zeynep’in Sekiz Günü’nden sonra “Aşk Üçlemesi”nin diğer filmleri olan Ali’nin Sekiz Günü ve Dilber’in Sekiz Günü’nün çekimleri başlıyor.

Kalp, akıl ve ruh sözcükleri ile ilgili olan üç filmle birlikte “Aşk Üçlemesi" izleyicilere ulaşmış olacak. Ali’nin Sekiz Günü'nün çekimleri İstanbul'da; son filmin ise Mardin ve Erzincan’da yapılacak.

http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10824

Kuşlar Silindi!

Alfred Hitchcock'un klasik Kuşlar filmini vahşi kuşlar olmadan düşünebilir misiniz?

(15 Nisan 2008) Korku sinemasının başyapıtları arasında daima kendine üst sıralarda yer bulan ve hatta çoğu zaman yönetmeninin diğer filmlerini bile sollayan Kuşlar ilginç bir sanat projesine konu oldu.

Sanatçı Martijn Hendricks, Kuşlar filmindeki tüm kuşları kurgu masasında tek tek silerek farklı bir "Kuşlar" projesi hazırlıyor. Ortaya çıkan öznesini kaybetmiş ve fantastikleşmiş korku filmi, "Give Us Today Our Daily Terror" sergisinde gösterilecek.

Kuşsuz filmden parçalar izlemek için tıklayın!


http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10829