İzmirli yönetmenler tarafından çekilen İzmir Deniz Çocukları belgeseli, ülkemizin çok kültürlü yapısını anlatıyor.
(17 Nisan 2008) Yönetmenliğini Nihan Şengül ve Raşel Meseri’nin yaptığı ve 50’li yıllardaki İzmir’in anlatıldığı belgesel tamamlandı.
O dönem, henüz çoluk çocuk herkesin denize teklifsiz girebildiği, sıra evlerin – namı diğer Rum evlerinin – kentin siluetini oluşturduğu, akşamları çilingir sofralarının kurulduğu yıllar…
Belgesel, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı ve Yahudi’siyle herkesin denizin çocuğu olduğu ve ortak bir payda içinde yaşadığı bir tarihin tanıklığını yapıyor.
Her yalı evi önünde bir ahşap iskele, her iskeleye bağlı bir kayığın olduğu, geceleri evden çekilmiş çıplak bir ampul ışığında çilingir sofralarının kurulduğu yıllar. Çocukların, denizle, 'annelerinden kopardıkları izin süresinden' bile daha çabuk kucaklaşabildikleri yıllar...
Ülkemizin zengin kültürel yapısını ve kentleşme serüvenini anlatan İzmir Deniz Çocukları belgeseli, Fransa’nın Bordouex Üniversitesinde sosyoloji derslerinde gösterilmeye başlanacak. Ayrıca önümüzdeki günlerde İstanbul’da da gösterilecek.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10839
17 Nisan 2008 Perşembe
FACE Ödülü
Maud de Boer-Buquicchio, Avrupa Konseyi Sinema Ödülü FACE için Türkiye'ye geliyor!
(17 Nisan 2008) İstanbul Film Festivali’nde “Sinemada İnsan Hakları” yarışmasındaki Avrupa Konseyi Sinema Ödülü’nü Avrupa Konseyi’nin en üst düzeyde ikinci yetkili kişisi olan Genel Sekreter Yardımcısı Maud de Boer-Buquicchio verecek.
Maud de Boer-Buquicchio, 19 Nisan Cumartesi akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek İstanbul Film Festivali Kapanış Töreni’ne katılarak Sinemada İnsan Hakları Yarışması Jürisi tarafından seçilen bir filme FACE ödül heykelciğinin ve 10.000 Avro’luk para ödülünü takdim edecek.
Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne seçilen ilk kadın olan Maud de Boer-Buquicchio Avrupa Konseyi’nde, kadına uygulanan şiddet, çocuk hakları ve çocukları şiddetten korumaya yönelik programlarına yoğunluk veriyor. Aslen avukat olan Maud de Boer-Buquicchio 1969 yılında beri Avrupa Konseyi’nde çalışıyor.
Maud de Boer-Buquicchio’yla birlikte Avrupa Konseyi Eğitim, Kültür, Gençlik Bölümü Başkanı Gabriella Battani-Dragoni, İnsan Hakları Bölümü Başkanı Philippe Boillat ve Eurimages Genel Sekreteri Jan van Direrdonck da İstanbul’a geliyorlar.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10840
(17 Nisan 2008) İstanbul Film Festivali’nde “Sinemada İnsan Hakları” yarışmasındaki Avrupa Konseyi Sinema Ödülü’nü Avrupa Konseyi’nin en üst düzeyde ikinci yetkili kişisi olan Genel Sekreter Yardımcısı Maud de Boer-Buquicchio verecek.
Maud de Boer-Buquicchio, 19 Nisan Cumartesi akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek İstanbul Film Festivali Kapanış Töreni’ne katılarak Sinemada İnsan Hakları Yarışması Jürisi tarafından seçilen bir filme FACE ödül heykelciğinin ve 10.000 Avro’luk para ödülünü takdim edecek.
Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne seçilen ilk kadın olan Maud de Boer-Buquicchio Avrupa Konseyi’nde, kadına uygulanan şiddet, çocuk hakları ve çocukları şiddetten korumaya yönelik programlarına yoğunluk veriyor. Aslen avukat olan Maud de Boer-Buquicchio 1969 yılında beri Avrupa Konseyi’nde çalışıyor.
Maud de Boer-Buquicchio’yla birlikte Avrupa Konseyi Eğitim, Kültür, Gençlik Bölümü Başkanı Gabriella Battani-Dragoni, İnsan Hakları Bölümü Başkanı Philippe Boillat ve Eurimages Genel Sekreteri Jan van Direrdonck da İstanbul’a geliyorlar.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10840
12 Nisan 2008 Cumartesi
Hector Lavoe'nin hayatı beyaz perdeye aktarılıyor!
Hector Lavoe'nin hayatı beyaz perdeye aktarılıyor!
Porto Riko'nun efsanevi salsa şarkıcısı Hector Lavoe'nin hayatını beyazperdeye aktaran ve başrollerini Jennifer Lopez ile Marc Anthony'nin paylaştığı "Şöhret" (The Singer), 9 Mayıs'ta vizyona girecek.
Yönetmenliğini Leon Ichaso'nın üstlendiği "Şöhret" de, 1960'lı ve 70'li yıllarda salsa müziğini yeniden şekillendiren Porto Riko'nun efsanevi salsa şarkıcısı Hector Lavoe'nin yaşamı ve müziğini anlatılıyor.
Filmde, iki sevgiliyi, kökenleri Porto Riko olan sanatçı Marc Anthony ve Jennifer Lopez canlandırdı.
Jennifer Lopez'in aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği film, o dönemde Amerika'daki farklı ulusal kimliklere bakışı anlatırken, Porto Rikolu grupların yaşamından da kesitler sunuyor.
http://www.sinema.com/makale/1-6261/hector-lavoe-nin-hayati-beyaz-perdeye-aktariliyor
Porto Riko'nun efsanevi salsa şarkıcısı Hector Lavoe'nin hayatını beyazperdeye aktaran ve başrollerini Jennifer Lopez ile Marc Anthony'nin paylaştığı "Şöhret" (The Singer), 9 Mayıs'ta vizyona girecek.
Yönetmenliğini Leon Ichaso'nın üstlendiği "Şöhret" de, 1960'lı ve 70'li yıllarda salsa müziğini yeniden şekillendiren Porto Riko'nun efsanevi salsa şarkıcısı Hector Lavoe'nin yaşamı ve müziğini anlatılıyor.
Filmde, iki sevgiliyi, kökenleri Porto Riko olan sanatçı Marc Anthony ve Jennifer Lopez canlandırdı.
Jennifer Lopez'in aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği film, o dönemde Amerika'daki farklı ulusal kimliklere bakışı anlatırken, Porto Rikolu grupların yaşamından da kesitler sunuyor.
http://www.sinema.com/makale/1-6261/hector-lavoe-nin-hayati-beyaz-perdeye-aktariliyor
11 Nisan 2008 Cuma
Bu Ne Güzel Demokrasi!
Filmist film kolektifi tarafından hazırlanan Bu Ne Güzel Demokrasi, festival programında...
(11 Nisan 2008) Türkiye'de birden fazla sinemacının buluşarak ortak filmler yapmasına daha çok belgesel alanında tanık oluyoruz. Filmist kolektifi bu anlamda dikkat çekici işlere imza atıyor. Filmist kolektifi 2005 yılında kuruldu ve bağımsız olarak bireysel ve kolektif filmler üretmeyi, fimler üzerine birlikte analiz yapmayı amaçlıyor.
"Kadınlar Türkiye’de siyasi karar alma mekanizmalarına katılabiliyorlar mı? Siyasette varolmak için hangi platformlarda mücadele ediyorlar? Kadının sorunlarına dair bir ajandaları var mı? Sadece yüzde ‘dörtnoktadört’ olan kadın milletvekili sayısını arttırabilecekler mi?"
Filmist film kolektifi tarafından hazılranan Bu Ne Güzel Demokrasi! belgeseli bu soruların yanıtlarını 2007 seçimlerine hazırlanan kadın adayların kampanyalarında arıyor.
Kurgu aşamasında İsveç Başkonsolosluğu’nun finansal olarak destek verdiği film seçim sürecini izlerken bir yandan da ülkenin siyasi-sosyal gündemine ayna tutmaya çalışıyor.
Film 27.Uluslararası İstanbul Film Festivali çerçevesinde 18 Nisan Cuma saat 21:30’da Beyoğlu sinemasında gösterilecek. Yönetmenler Belmin Söylemez, Berke Baş, Haşmet Topaloğlu ve Somnur Vardar’ın da katılımıyla gerçekleşecek gösterimden sonra bir soru-yanıt seansı da yapılacak.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10802
(11 Nisan 2008) Türkiye'de birden fazla sinemacının buluşarak ortak filmler yapmasına daha çok belgesel alanında tanık oluyoruz. Filmist kolektifi bu anlamda dikkat çekici işlere imza atıyor. Filmist kolektifi 2005 yılında kuruldu ve bağımsız olarak bireysel ve kolektif filmler üretmeyi, fimler üzerine birlikte analiz yapmayı amaçlıyor.
"Kadınlar Türkiye’de siyasi karar alma mekanizmalarına katılabiliyorlar mı? Siyasette varolmak için hangi platformlarda mücadele ediyorlar? Kadının sorunlarına dair bir ajandaları var mı? Sadece yüzde ‘dörtnoktadört’ olan kadın milletvekili sayısını arttırabilecekler mi?"
Filmist film kolektifi tarafından hazılranan Bu Ne Güzel Demokrasi! belgeseli bu soruların yanıtlarını 2007 seçimlerine hazırlanan kadın adayların kampanyalarında arıyor.
Kurgu aşamasında İsveç Başkonsolosluğu’nun finansal olarak destek verdiği film seçim sürecini izlerken bir yandan da ülkenin siyasi-sosyal gündemine ayna tutmaya çalışıyor.
Film 27.Uluslararası İstanbul Film Festivali çerçevesinde 18 Nisan Cuma saat 21:30’da Beyoğlu sinemasında gösterilecek. Yönetmenler Belmin Söylemez, Berke Baş, Haşmet Topaloğlu ve Somnur Vardar’ın da katılımıyla gerçekleşecek gösterimden sonra bir soru-yanıt seansı da yapılacak.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10802
İş Arıyoruz!
Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan işsizlik, kara komedi türündeki filme konu oldu...
(11 Nisan 2008) İşsizlik Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri; hatta pek çok köşe yazarına göre en önemlisi. Aslında hangi ciddi sorunu derinlemesine inceleseniz, altından işsizlikle bağlantılı sıkıntılar çıkıyor. Bu gerçeğin beyazperdede ele alınması son derece doğal. Hatta biraz geç bile kalındı sanki.
Film yönetmeni Eşref Dinçer, işsiz kaldığı süreyi konusu iş aramak olan bir film çekerek değerlendirdi. İş Arıyoruz Eşref Dinçer’in ilk uzun metrajlı filmi. Gençlerden kurulan oyuncu kadrosu da amatörlerden oluşuyor. Film senaryosundan yapım aşamasına kadar mütevazi bütçelerle çekilmiş ve bir çok ihtiyaç filmin yapımcısı Mehmet Ulusoy’un arkadaş çevresi tarafından desteklenmiş.
Türkiye’de iş bulabilmek için düşülen garip durumları ve kariyer peşinde koşanların hikayelerini eleştirel bir bakış açısıyla anlatan İş Arıyoruz filmi, önümüzdeki günlerde vizyona girecek.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10804
(11 Nisan 2008) İşsizlik Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri; hatta pek çok köşe yazarına göre en önemlisi. Aslında hangi ciddi sorunu derinlemesine inceleseniz, altından işsizlikle bağlantılı sıkıntılar çıkıyor. Bu gerçeğin beyazperdede ele alınması son derece doğal. Hatta biraz geç bile kalındı sanki.
Film yönetmeni Eşref Dinçer, işsiz kaldığı süreyi konusu iş aramak olan bir film çekerek değerlendirdi. İş Arıyoruz Eşref Dinçer’in ilk uzun metrajlı filmi. Gençlerden kurulan oyuncu kadrosu da amatörlerden oluşuyor. Film senaryosundan yapım aşamasına kadar mütevazi bütçelerle çekilmiş ve bir çok ihtiyaç filmin yapımcısı Mehmet Ulusoy’un arkadaş çevresi tarafından desteklenmiş.
Türkiye’de iş bulabilmek için düşülen garip durumları ve kariyer peşinde koşanların hikayelerini eleştirel bir bakış açısıyla anlatan İş Arıyoruz filmi, önümüzdeki günlerde vizyona girecek.
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10804
9 Nisan 2008 Çarşamba
Öldüren Şehir
Kült televizyon dizisi X Files’ın iki kahramanı Mulder ve Scully’nin İstanbul’da geçen serüveni!
(9 Nisan 2008) Aslında kitaplar öncelikle "Beyazperde Kitap" bölümünün konusu. Fakat, Notos Kitap'tan çıkan Ömer Ayhan imzalı Öldüren Şehir romanı dikkatimizi çekti ve "Haber" bölümüne taşımaya karar verdik. Çünkü bu kitapta, The X Files'ın kült kahramanları Fox Mulder ve Dana Scully İstanbul'da geçen bir serüvene konu oluyorlar. Gerisini kitabın arka kapak yazısından öğrenelim...
"Öldüren Şehir bir kent romanı. Uydu kentler, sayıları hızla artan gökdelenler ve onlarla bütünleşerek yaşayan ayrıksı roman kahramanları... Bir metropolü, yüksek blokların görüntü kirliliği yarattığı klişesini ters yüz ederek görebilen bakış açısı...
Kökü dinsel anlatılara uzanan karanlık bir öğretinin günümüz İstanbul’undaki yansımalarını arayan Öldüren Şehir, önünden geçip gittiğimiz bazı ‘özel’ binaların, kentin karanlık yüzünün sırlarını aralamaya çalışıyor. Romanın mekânları arasında geçen gerçek binalar, okuduklarımızı gerçek ile kurgu arasına sıkıştırıp okuru kışkırtıyor.
Ömer Ayhan görselliğin pek çok boyutunu romanın gereçleri olarak kullanıyor. Kült televizyon dizisi Ex-Files’ın iki kahramanı Mulder ve Scully’nin İstanbul’da geçen akıl almaz serüveni; ne idüğü belirsiz bir anlatıcının gelecekten seslenerek kaleme aldığı alaycı kehanet yazısı; 1980’li yılların boğucu ortamında evlere kapanarak büyüyen ama toplumla henüz uzlaşamamış bir kuşağın video kasetler ve kitaplar aracılığıyla düşselliğe açılan marazi yaşamları; Osmanbey’in karanlık pasajları; otobanlar, bu ‘çağdaş İstanbul’ romanının öteki izlekleri."
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10785
(9 Nisan 2008) Aslında kitaplar öncelikle "Beyazperde Kitap" bölümünün konusu. Fakat, Notos Kitap'tan çıkan Ömer Ayhan imzalı Öldüren Şehir romanı dikkatimizi çekti ve "Haber" bölümüne taşımaya karar verdik. Çünkü bu kitapta, The X Files'ın kült kahramanları Fox Mulder ve Dana Scully İstanbul'da geçen bir serüvene konu oluyorlar. Gerisini kitabın arka kapak yazısından öğrenelim...
"Öldüren Şehir bir kent romanı. Uydu kentler, sayıları hızla artan gökdelenler ve onlarla bütünleşerek yaşayan ayrıksı roman kahramanları... Bir metropolü, yüksek blokların görüntü kirliliği yarattığı klişesini ters yüz ederek görebilen bakış açısı...
Kökü dinsel anlatılara uzanan karanlık bir öğretinin günümüz İstanbul’undaki yansımalarını arayan Öldüren Şehir, önünden geçip gittiğimiz bazı ‘özel’ binaların, kentin karanlık yüzünün sırlarını aralamaya çalışıyor. Romanın mekânları arasında geçen gerçek binalar, okuduklarımızı gerçek ile kurgu arasına sıkıştırıp okuru kışkırtıyor.
Ömer Ayhan görselliğin pek çok boyutunu romanın gereçleri olarak kullanıyor. Kült televizyon dizisi Ex-Files’ın iki kahramanı Mulder ve Scully’nin İstanbul’da geçen akıl almaz serüveni; ne idüğü belirsiz bir anlatıcının gelecekten seslenerek kaleme aldığı alaycı kehanet yazısı; 1980’li yılların boğucu ortamında evlere kapanarak büyüyen ama toplumla henüz uzlaşamamış bir kuşağın video kasetler ve kitaplar aracılığıyla düşselliğe açılan marazi yaşamları; Osmanbey’in karanlık pasajları; otobanlar, bu ‘çağdaş İstanbul’ romanının öteki izlekleri."
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10785
Paneller ve Plaklar!
27. Uluslararası İstanbul Film Festivali etkinlikleri de filmler kadar dikkat çekici!
(9 Nisan 2008) Festival demek filmler demek, yan etkinlikler, söyleşiler, sergiler demek. Bir film festivali, sadece filmleri değil, film kültürüyle ilişkili tüm sanatları kapsar. Taze festival bu gerçeği güzel örneklerle bir kez daha hatırlattı. Peki bu sene neler var?
NISI MASA Avrupa Gençlik Sinema Ağı, 13. Gezici Festival (Ankara Sinema Derneği), NISI MASA Türkiye ve Kars Belediyesi tarafından geçtiğimiz Kasım ayı’nda Kars’ta gerçekleşen Kar atölyesinde üretilen filmler ilk kez 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek. Akbank Sanat'ta 18 Nisan Cuma, saat 11'de...
27. Uluslararası Istanbul Film Festivali Rolling Stones hayranlarını filmlerle olduğu kadar konserlerle de mutlu edecek. En iyi ve en “yalan” Rolling Stones taklit grubu The Counterfeit Stones, 9 Nisan Çarşamba akşamı saat 21.00'de Babylon’da sahne alacak.
Ayrıca; Sinema Yazarları Derneği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde bir özel bölüm ve bir panel gerçekleştiriliyor. Ayrıntılı bilgiyi, siyad.org adresinden alabilirsiniz.
Bu yıl Efes Pilsen’in festival konuklarına bir de sürprizi var: 10 Nisan Perşembe akşamı Babylon’da yönetmen Çağan Irmak’ın DJ kabinine geçeceği Çağan Irmak’la Plak Partisi. Saat 22.00′de başlayacak gecede Çağan Irmak, kendi 33′lük ve 45′lik plâk arşivinden seçeceği unutulmaz parçalarla sinemada olduğu kadar DJ kabininde de ustalığını gösterecek.
Festival zamanı, film çok. Etkinlik daha çok!
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10784
(9 Nisan 2008) Festival demek filmler demek, yan etkinlikler, söyleşiler, sergiler demek. Bir film festivali, sadece filmleri değil, film kültürüyle ilişkili tüm sanatları kapsar. Taze festival bu gerçeği güzel örneklerle bir kez daha hatırlattı. Peki bu sene neler var?
NISI MASA Avrupa Gençlik Sinema Ağı, 13. Gezici Festival (Ankara Sinema Derneği), NISI MASA Türkiye ve Kars Belediyesi tarafından geçtiğimiz Kasım ayı’nda Kars’ta gerçekleşen Kar atölyesinde üretilen filmler ilk kez 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek. Akbank Sanat'ta 18 Nisan Cuma, saat 11'de...
27. Uluslararası Istanbul Film Festivali Rolling Stones hayranlarını filmlerle olduğu kadar konserlerle de mutlu edecek. En iyi ve en “yalan” Rolling Stones taklit grubu The Counterfeit Stones, 9 Nisan Çarşamba akşamı saat 21.00'de Babylon’da sahne alacak.
Ayrıca; Sinema Yazarları Derneği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde bir özel bölüm ve bir panel gerçekleştiriliyor. Ayrıntılı bilgiyi, siyad.org adresinden alabilirsiniz.
Bu yıl Efes Pilsen’in festival konuklarına bir de sürprizi var: 10 Nisan Perşembe akşamı Babylon’da yönetmen Çağan Irmak’ın DJ kabinine geçeceği Çağan Irmak’la Plak Partisi. Saat 22.00′de başlayacak gecede Çağan Irmak, kendi 33′lük ve 45′lik plâk arşivinden seçeceği unutulmaz parçalarla sinemada olduğu kadar DJ kabininde de ustalığını gösterecek.
Festival zamanı, film çok. Etkinlik daha çok!
http://beyazperde.mynet.com/haber.asp?id=10784
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)